Doğu Ergil, hakikat sonrası çağda güç ve suç ilişkisini değerlendirdi. Gücün yalnızca davranışları değil normları ve anlamları da ürettiğini belirtti. Zirvedeki aktörlere yönelik yaptırımların zayıfladığına dikkat çekti. Suçun tanımının söylemsel olarak yeniden biçimlendiğini ifade etti. Güç arttıkça suçun sınırlarının belirsizleştiğini vurguladı.
Güç, yalnızca davranışları kontrol eden bir araç değildir; aynı zamanda normları, sınırları ve anlamları üretip yeniden biçimlendiren bir epistemik (sistematik ve kanıtlanabilir bilgi) merkezdir.
Bir aktör güç hiyerarşisinin zirvesine çıktığında, ona yönelen eleştiri ve yaptırım mekanizmaları zayıflar; çünkü güçlü olanın eylemleri artık salt fiiller değil, anlam dünyasını şekillendiren işaretler hâline gelir.
Bu durumda “suç”, sadece bir fiilin hukuksal sınırlaması olmaktan çıkar ve hâkim güçlerin söylem pratiği içinde yeniden tanımlanır. Hukuk kuralları hâlâ metinlerde yer alabilir; fakat karar vericilerin kendi meşruiyetlerini koruma ihtiyacı, suç ile makul davranış arasındaki sınırları bulanıklaştırır.
Böylece suçun tanımı, fiilin nesnelliğiyle değil, gücün söylemsel formasyonuyla belirlenir; güçlü olanın eylemleri “stratejik” olur, zayıf olanın eylemleri “suç”…
Bu dönüşüm, sistematik bir hukuki kaymadan ziyade, güç ilişkilerinin epistemik normlara nüfuz ettiği bir örüntüdür.
Özetle, güç arttıkça suçun tanımı belirsizleşir ve keyfileşir.
Kaynak: Doğu Ergil @DoguErgildogu