MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, “umut hakkı” tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı. Yıldız, bunun bağımsız bir hak olmadığını ve şartla salıverilmeden farklı bir hukuki kurum bulunmadığını söyledi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Üyesi Feti Yıldız, kamuoyunda tartışılan “umut hakkı” kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yıldız, umut hakkının bağımsız bir hak olmadığını belirterek, bunun şartla salıverilme imkanının başka bir ifadeden ibaret olduğunu söyledi. Türkiye mevzuatında “umut hakkı” şeklinde ayrı bir hukuki kurum bulunmadığını vurgulayan Yıldız, yürürlükteki düzenlemelerde “koşullu salıverilme” kavramının yer aldığını ifade etti.
Yıldız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarından hareketle kullanılan umut hakkı nitelemesinin de şartla salıverilme anlamında değerlendirildiğini kaydetti. Bu düzenlemenin bir af niteliği taşımadığını ve doğrudan tahliye sağlamadığını belirtti.
Şartla salıverilmenin gerçekleşmesi için iki temel şart bulunduğunu dile getiren Yıldız, hükümlünün kanunda belirtilen asgari cezayı çekmesi ve bu süre boyunca iyi halli olması gerektiğini söyledi.
Ayrıca, İdare ve Gözlem Kurulları tarafından hazırlanacak rapor ile İnfaz Hakimliğinin kararının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldız, bu iki şartın gerçekleşmesi halinde hükümlünün şartla salıverilmeden yararlanabileceğini ifade etti.
Yürürlükteki İnfaz Kanunu’na göre kapsam dışı hükümlüler hariç tüm hükümlülerin suç ve ceza türü ne olursa olsun şartla salıverilme imkanına sahip olduğunu belirten Yıldız, bazı istisnalara da dikkat çekti.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını devletin güvenliğine, anayasal düzene ve milli savunmaya karşı işlenen örgütlü suçlardan alanların; geçmişte ölüm cezası müebbet veya ağırlaştırılmış müebbete çevrilen terör suçlularının ve terör suçundan ağırlaştırılmış müebbet alanların şartlı tahliyeden yararlanamayacağını belirtti.
Yıldız, bu durumun değişmesi için infaz kanununda şartlı tahliyeyi yasaklayan düzenlemeler ile Terörle Mücadele Kanunu’ndaki ilgili hükümlerin iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.