Konuşma sanatları eğitmeni ve düşünce yazarı Sırrı Er, cehâletle tartışmanın anlamsızlığına dikkat çeken çarpıcı değerlendirmesinde, mücadelenin kişilere değil zihni karartan cehâlete karşı verilmesi gerektiğini vurguladı.
Câhille tartışmaya girmek çoğu zaman sonuçsuzdur. Tartışma, ortak bir zeminde gerçekleşir; ama cehâlet ise o zemini daha baştan yok eder.
Bu yüzden Hz. Ali’ye atfedilen o derin söz hâlâ yol göstericidir:
“Câhille girdiğim hiçbir mücadeleyi kazanamadım.”
Bu, aklın yenilgisi değil; aksine aklın, kendini koruma biçimidir. Câhille kavga etmek insanı yorar, hırçınlaştırır, hatta fark etmeden seviyesini düşürür.
Cehâlet, bağırarak güç kazanan bir karanlıktır. Tartıştıkça çoğalır, sertleştikçe kök salar. Bu yüzden asıl mesele, câhil insanla değil; cehâletin kendisiyle mücadele etmektir.
Cehâlet dediğimiz şey yalnızca bilgisizlik değildir. Yanlış inançlardır, sorgulanmadan kabul edilen hurâfelerdir, ezberlerle yaşamaktır.
Bütün bunlar bağırarak değil; sabırla, bilgiyle, örnek bir yaşamla aşılır. Bir insana gerçeği zorla kabul ettiremezsiniz ama hakîkati görünür kılabilirsiniz.
Kalıcı çözüm; susturmak, baskılamak, aşağılamak değil, anlatmak, rehberlik yapmak, aydınlatmaktır.
Mücadele; kişiye karşı değil, zihni karartan karanlığa karşı verilmelidir. Çünkü bilgi, kavgayla değil; emekle yayılır.
Bilgisizlik cehâleti, cehâlet düşüncesizliği, düşüncesizlik esareti doğurur.
Cehâletin sonu esarettir!
#İnzivaVakti
@konusmasanati
Kaynak: Sırrı Er @konusmasanati