KÜRESEL HEGEMONYA KRİZİ: Zorun Üstünlüğü, Rızanın Çöküşü

Hegemonya yalnızca kaba kuvvet değil, bir rıza üretme sanatıdır. Prof. Dr. Doğu Ergil, ABD’nin Venezuela müdahalesi üzerinden küresel sistemdeki derin çatlağı analiz ediyor: Askeri güç zirvedeyken, normatif meşruiyet neden yerle bir oluyor? Kurallara dayalı düzenin seçici uygulamaları, müttefikleri bile mesafeli durmaya zorlarken; karşımızda gücü büyük ama gelecek inşa etme yeteneği zayıflamış bir imparatorluk paradoksu var.

KÜRESEL HEGEMONYA KRİZİ: Zorun Üstünlüğü, Rızanın Çöküşü
Yayınlama: 30.01.2026
7
A+
A-

KÜRESEL HEGEMONYA KRİZİ: Zorun Üstünlüğü, Rızanın Çöküşü

Antonio Gramsci’nin klasik tanımıyla hegemonya, yalnızca zor kullanma kapasitesi değil, aynı zamanda rıza üretme becerisidir. Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD, bu iki unsuru görece dengeli biçimde bir arada tutabilmişti. Askerî gücünü; liberal değerler, uluslararası kurumlar ve ekonomik entegrasyon söylemiyle destekleyerek küresel liderliğini meşrulaştırıyordu.

Ancak yakın dönemdeki Venezuela müdahalesi, bu dengenin ciddi biçimde bozulduğunu göstermektedir. ABD hâlâ dünyanın en büyük askerî kapasitesine sahiptir; fakat bu kapasite, normatif meşruiyet ve ahlaki liderlik üretmekte giderek yetersiz kalmaktadır. Güç mevcuttur, ancak ikna zayıflamıştır.

ABD dış politikası son otuz yıl boyunca “kurallara dayalı uluslararası düzen” kavramını merkezine aldı. Ne var ki Irak, Libya ve son olarak Venezuela örnekleri, bu düzenin evrensel ilkelerden ziyade seçici uygulamalara dayandığı algısını güçlendirmiştir. Bu durum, ABD’nin savunduğunu iddia ettiği normlarla fiilî pratiği arasındaki mesafeyi görünür kılmaktadır.

Venezuela örneğinde zor yoluyla lider değişimi, egemenlik ilkesinin esnetilmesi ve uluslararası kurumların devre dışı bırakılması, ABD’nin bizzat inşa ettiği normatif çerçeveyle açık bir çelişki yaratmaktadır. Bu çelişki, yalnızca ABD karşıtlarını değil; müttefiklerini dahi sessizce mesafe almaya itmektedir.

Tarihsel olarak hegemonik güçler, göreli güç kaybı yaşadıklarında daha öngörüsüz, daha reaktif ve daha sert davranma eğilimi gösterir. 20. yüzyıl başında Britanya İmparatorluğu’nun bağımsızlık talep eden sömürgelerine karşı geliştirdiği sert refleksler, bu duruma klasik bir örnektir.

ABD’nin Venezuela müdahalesi de bu bağlamda okunabilir. Uzun vadeli düzen kurma kapasitesi zayıflarken, kısa vadeli güç gösterileri ön plana çıkmaktadır. Bu durum, hegemonya krizinin temel paradoksunu ortaya koymaktadır: Güç hâlâ büyüktür; ancak geleceği inşa etme yeteneği giderek aşınmaktadır.

Prof. Dr. Doğu Ergil
Siyaset Sosyoloğu

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

WhatsApp