TRT Eski Spikeri Sırrı Er, Avukat Sevil Ay ile Yaptığı Röportajı: Ahlâk, Güç ve Hakikat Üzerine Derin Bir İnsanlık Muhasebesi

TRT eski spikeri Sırrı Er ile Avukat Sevil Ay, insanın ahlâki çöküşü, dinin araçsallaştırılması ve gücün yozlaştırıcı etkisini konu alan kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdi.

TRT Eski Spikeri Sırrı Er, Avukat Sevil Ay ile Yaptığı Röportajı: Ahlâk, Güç ve Hakikat Üzerine Derin Bir İnsanlık Muhasebesi
Yayınlama: 25.01.2026
Düzenleme: 25.01.2026 22:51
9
A+
A-

Sırrı Er – Sevil Ay Röportajı: “İnsan Kalmak Bir Mücadeledir”

TRT eski spikeri Sırrı Er, Avukat Sevil Ay ile yaptığı röportajda, günümüz toplumunun ahlâki kırılmalarını, insanın özünden uzaklaşmasını ve gücün hakikat karşısındaki yıkıcı etkisini derinlikli bir perspektifle ele aldı. Söyleşi, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Her şeyin bir çaresi vardır, fakat insan bozuldu mu bunun çaresi yoktur” sözleriyle başladı ve insanlığın bugün geldiği noktaya dair sert bir sorgulamaya dönüştü.

Sevil Ay, insanın yalnızca biyolojik bir varlık olarak ele alınmasının büyük bir yanılgı olduğunu vurguladı. Ona göre insan kalmak; ahlâkı, vicdanı ve adalet duygusunu korumayı gerektiren sürekli bir mücadeleydi. Ay, ahlâk algısının özellikle dini ve siyasi argümanlarla bilinçli şekilde dönüştürüldüğünü, bunun da insanın özüne doğrudan müdahale anlamına geldiğini ifade etti.

Röportajda, dinin şekilci bir anlayışa indirgenmesi de sert biçimde eleştirildi. Sevil Ay, ibadetlerin ahlâkın yerine ikame edildiğini, bu durumun da “namaz kılan ama kul hakkı yiyen” bir toplumsal yapıyı ortaya çıkardığını söyledi. Sırrı Er ise bu tabloyu, Amin Maalouf’un “ahlâka ihtiyaç duymadığını sanan dindarlık” eleştirisi üzerinden değerlendirdi.

Söyleşinin felsefi arka planında Aristoteles, Fârâbî ve İbn Haldun önemli yer tuttu. Aristoteles’in insanı “zoon politikon” olarak tanımlamasına atıf yapılarak, insanın ancak erdem ve ortak iyiyi gözettiği ölçüde insan kalabileceği vurgulandı. Fârâbî’nin “erdemli şehir” anlayışı üzerinden adalet ve hikmetten kopan toplumların kalabalıklar içinde yaşasa bile insanca yaşayamayacağı ifade edildi.

İbn Haldun’un “güç yozlaştığında akıl susar” tespitine dikkat çeken Sevil Ay, gücün ahlâktan kopmasının insanı önce vicdanına, sonra da topluma yabancılaştırdığını belirtti. Bu yabancılaşmanın, bireyin başkasına zarar vermeyi meşru görmesine kadar uzandığını söyledi.

Sırrı Er ise Türkiye’de ve benzer coğrafyalarda insanın uzun süredir sistematik olarak değersizleştirildiğini dile getirdi. Değer görmeyen insanın, kendini var edebilmek için başkasını ezmeyi seçtiğini ifade eden Er, “Milleti yaşat ki devlet yaşasın” sözünün bugün hâlâ en yalın gerçek olduğunu vurguladı.

Röportajın en çarpıcı vurgusu ise insan kalmanın ölçüsüne dair oldu:
“Gücün yanında durmak kolaydır; insanı insan yapan, hakkın yanında durabilmektir.”

Söyleşi, insan olmanın ve hakikati savunmanın bedel gerektirdiği, bu bedeli göze alanların ise ahlâki anlamda kazanan taraf olduğu mesajıyla sona erdi.

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

WhatsApp