Bahçeli’den yolsuzluk, ekonomi ve finansal güvene ilişkin kapsamlı çağrı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin terör, savaşlar, depremler ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle ağır maliyetlerle karşılaştığını belirterek ekonomi, belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları ve fon soruşturmasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, kamu zararının ortaya çıkarılması, finansal piyasalarda güvenin korunması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Adalet, bağımsız yargı, ahlak ve hesap verebilirlik vurgusu yapan Bahçeli, “temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum” hedefinin hayata geçirilmesini istedi.

Bahçeli’den yolsuzluk, ekonomi ve finansal güvene ilişkin kapsamlı çağrı
Yayınlama: 04.10.2026
A+
A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin son yıllarda terör, savaşlar, depremler, ekonomik yaptırımlar ve jeopolitik riskler nedeniyle yüksek ekonomik maliyetlerle karşılaştığını belirterek ülkenin tüm bu sorunlara rağmen güçlü bir ekonomik yapıya ulaştığını savundu. Bahçeli açıklamasında belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmaları ile fon piyasasındaki gelişmeler üzerinden hukuk, denetim, güven ve ahlak vurgusu yaptı.

Bahçeli yazılı açıklamasında Türkiye’nin yakın tarihinde terör, ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz darbe girişimi, 6 Şubat depremleri, ABD/İsrail-İran savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye’deki çatışmalar, göç ve çeşitli jeopolitik risklerin önemli ekonomik sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Bahçeli, PKK terörünün maliyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle 2,3 trilyon dolar olduğunu aktardı ve TASAV çalışmasına göre 1984-2024 dönemindeki maliyetin 2 trilyon 170 milyar dolar olarak hesaplandığını belirtti. Ayrıca 6 Şubat depremlerinin Türkiye’ye maliyetinin 110 milyar doları aştığını kaydetti.

Bahçeli savaşların enerji, gübre ve çip üretiminde kullanılan ham maddeler dahil birçok stratejik ürünü etkilediğini, tedarik zincirlerindeki aksaklıkların finansal koşulları sıkılaştırdığını ve dış ticaret dengesini olumsuz etkilediğini söyledi. Türkiye’nin pandemi sürecini vatandaşları mağdur etmeden yönettiğini ve uluslararası yaptırımların ticaret ile uygulanan politikaları olumsuz etkilediğini ifade etti.

Bahçeli, yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin milli gelirini 1,7 trilyon dolara ve kişi başına düşen milli geliri 18 bin dolara çıkardığını belirterek ülkenin düşük işsizlik, yüksek ihracat kapasitesi, sürdürülebilir cari açık, borç yönetimi ve bütçe dengesi açısından güçlü bir yapıya sahip olduğunu savundu. Bankacılık ve sermaye piyasalarının güvenli ve istikrarlı olduğunu dile getirdi ancak emekliler, çiftçiler, esnaf ve çalışanlar başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinin çözülmesi gereken sorunları bulunduğunu vurguladı.

Bahçeli açıklamasının önemli bölümünü belediyelere yönelik yolsuzluk iddialarına ayırdı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başladığını ifade ettiği yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlük iddialarının farklı belediyelere de uzandığını belirtti. Son iki yılda birçok belediye hakkında rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütüldüğünü kaydetti.

Bahçeli dava süreçlerinin devam ettiğini, soruşturmalara konu olan iddialar, ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamaların olayların kapsamının ciddi biçimde ele alınmasını gerektirdiğini söyledi. Belediyelerin kamusal bir emanet olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu kurumları yönetenlerin hukuki ve ahlaki sorumluluklarını içselleştirmeleri gerektiğini ifade etti.

İhale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlardaki çıkar ilişkilerinin ceza hukuku açısından olduğu kadar ahlak ve yönetişim açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yargı kararları, Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleriyle kamu zararının açık biçimde ortaya konulması gerektiğini söyleyerek yolsuzluklar nedeniyle oluşan kamu zararının geri alınarak emeklilere ve dar ve sabit gelirli vatandaşlara aktarılması gerektiğini savundu.

Fon soruşturmasına da geniş yer veren Bahçeli fon soruşturması kapsamındaki gelişmelerin dar bir grubun kanunları ihlal ederek piyasayı manipüle ettiği yönünde olduğunu belirtti. Devlet kurumlarının açıklamalarından durumun kontrol altına alınması, suç işleyenlerin tespit edilmesi ve mağdur olanların mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik bir yol haritası oluşturulduğunu ifade etti.

Türkiye ekonomisindeki istikrarın finansal istikrardan geçtiğini vurgulayan Bahçeli, finans sisteminin temelinde güven olduğunu söyledi. Vatandaşların bankalara veya sermaye piyasası araçlarına yatırım yaparken sadece finansal ürüne değil, finansal sistemi yöneten ve denetleyen kurumsal yapıya da güven duyduğunu belirtti. Piyasalardaki herhangi bir manipülasyon iddiasının etkisinin yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı kalmayacağını, güven kaybının piyasaların tamamını, ilgili kurumları ve ekonominin genelini etkileyebileceğini ifade etti.

Yüksek enflasyon ortamında vatandaşların tasarruflarını koruma eğiliminde olduğunu belirten Bahçeli, fon piyasasında yatırımcıların risk almasının doğal olduğunu ancak asıl meselenin fonların yönetimi sırasında piyasa bozucu işlemler, bilgi sızdırma, manipülasyon, dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma gibi hukuka aykırı uygulamaların bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması olduğunu söyledi. Türkiye’deki temel sorunun kurallardan çok uygulamada olduğunu savunan Bahçeli, gözetim ve denetimdeki eksikliklerin sorunun temelinde bulunduğunu öne sürdü.

Bahçeli belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları ile fon piyasasındaki gelişmelerin birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti. Belediyelerde kamuoyuna yansıyan itirafların açık bir yolsuzluk ve rüşvet çarkı bulunduğunu gösterdiğini ileri sürerken fon piyasasındaki olayların isteğe bağlı bir tasarruf niteliğinde olduğunu ifade etti. Yolsuzlukları yarıştırmadığını ve herhangi bir tarafı masumlaştırmaya çalışmadığını belirtti.

Siyasetin ülke zarar görse dahi iktidarın değişmesini hedefleyen bir anlayışla hareket etmemesi gerektiğini savunan Bahçeli, her siyasi partinin Türkiye partisi olması ve her şeyden önce “Türkiye” demesi gerektiğini söyledi. Yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık iddialarının toplumda güven erozyonu ve çürüme tartışmalarını derinleştirmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Hukuk ve adalet konusuna da geniş yer veren Bahçeli adaleti temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak nitelendirerek tarafsız ve bağımsız yargı ilkesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekti. Yolsuzluk, rüşvet, yağmacılık ve kayırmacılığa izin verilmemesi gerektiğini belirten Bahçeli bu suçları işleyenlerin hukuk kuralları çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmasını milli bir görev olarak değerlendirdi.

Bahçeli son bölümde iktisatçı ve düşünür Prof. Dr. Sabri Ülgener’in zihniyet, ahlak ve ekonomik düzen arasındaki ilişkiye dair görüşlerine atıfta bulunarak adalet ve ahlakın birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğunu ve güçlü bir ahlak zemini üzerinde birey, toplum ve siyaset ilişkisi kurulması gerektiğini ifade etti. “Ahlaki temelleri çürük olan devletin adalet çatısı da çökmüş olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli açıklamasını “ahlak, adalet, liyakat, hakkaniyet ve hesap verebilirlik” ilkeleri temelinde “temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum” hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüştürülmesi gerektiği mesajıyla tamamladı.

Liberal TR Haber Analizi: Bu Gelişme Ne Anlama Geliyor?

Bahçeli’nin açıklamaları Türkiye’de ekonomik kırılganlıklar, kurumlara güven ve hukuki hesap verebilirlik konularını gündeme taşıdı. Açıklama belediyelerde yürütülen soruşturmaların kapsamının genişlediğine dair vurguyla birlikte kamu kaynaklarının korunması ve maliyetlerin tespiti gerektiği mesajını içeriyor. Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmeler finansal piyasaların denetim eksikliklerine dikkat çekiyor ve güvenin yeniden tesis edilmesine yönelik hukuki ve idari tedbir çağrısı yapıyor. Ayrıca ülkenin çeşitli dışsal şoklara rağmen ekonomik göstergelerde sağlandığı ifade edilen ilerlemeler üzerinde durularak toplumsal kesimlerin karşılaştığı sorunların çözülmesi gerektiği vurgulanıyor.

Hızlı Bakış: Bilmeniz Gerekenler

  • Bahçeli Türkiye’nin terör, savaş ve depremlerin ekonomik maliyetleri ile karşı karşıya olduğunu belirtti.
  • PKK terörünün maliyetine ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2,3 trilyon dolar ifadesi ve TASAV çalışmasının 2 trilyon 170 milyar dolar hesabı metinde yer aldı.
  • 6 Şubat depremlerinin maliyetinin 110 milyar doları aştığı vurgulandı.
  • Bahçeli Türkiye’nin milli gelirinin 1,7 trilyon dolar ve kişi başına düşen milli gelirin 18 bin dolar seviyesine çıktığını belirtti.
  • Belediyelerde yürütülen yolsuzluk soruşturmaları, yargı süreçleri ve kamu zararının tespit edilip geri alınması gereği öne çıkarıldı.
  • Fon soruşturmasında piyasa manipülasyonu iddialarına dikkat çekildi ve finansal sisteme olan güvenin önemine vurgu yapıldı.
  • Bahçeli adalet, bağımsız yargı ve ahlakın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri, objektif ve ilkeli bir bakış açısıyla okuyucuya ulaştıran dijital haber platformu. Liberal TR Haber Merkezi.
Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.