İran ve Venezuela savaşından aldığımız en büyük ders neydi?
Bombalar değil. Füzeler değil. Drone’lar değil.
Veri.
ABD bu savaşta bir şey kanıtladı. Kimi vuracağını, kimi izleyeceğini, kimi hedef alacağını yapay zekayla belirledi.
Ve o sistem şu an cebinizdeki telefonda çalışıyor.
Her gün nereye gittiğinizi. Kiminle konuştuğunuzu. Kimi aradığınızı. Ne izlediğinizi. Siz uyurken bile sizi takip ediyor.
Bu verileri kim topluyor?
Amerikan şirketleri.
ABD devleti tüm bu verileri yapay zekayla okumak için 200 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı.
Anlatıyorum…
Siz hiçbir şey yapmadan boş duran telefonunuz günde 900 veri noktası gönderiyor. Konum, arama geçmişi, uygulama kullanımı.
Sosyal medyayı açıyorsunuz. Hava durumuna bakıyorsunuz. Oyun oynuyorsunuz. Navigasyona giriyorsunuz. Arka planda verileriniz toplanıyor.
Bu verileri kim satın alıyor?
Venntel adlı bir şirket dünya genelinde 250 milyon cihazdan 15 milyar konum noktası topluyor.
Babel Street adlı başka bir şirket bu verileri “Locate X” adlı bir ürüne çeviriyor. Hangi camiye gittiğinizi, hangi kliniğe girdiğinizi, kiminle buluştuğunuzu metre hassasiyetinde gösteriyor.
FBI bu şirketten mahkeme kararı olmadan 27 milyon dolarlık lisans aldı. Yani FBI insanların verisini satın aldı.
Google, Apple, Facebook, Microsoft, WhatsApp. Bunları kullanıyorsanız, ki hepimiz kullanıyoruz, verilerimiz Amerikan sunucularında.
Palantir
Toplanan verilerin tek başına anlamı yok. Konum verisi ayrı yerde. Telefon kayıtları ayrı yerde. Banka hesapları ayrı yerde. Sosyal medya ayrı yerde.
Bunları birleştirecek bir sistem lazım.
Palantir sistemi.
Palantir ABD ordusunun veri beyni. Pentagon’la 10 milyar doların üzerinde sözleşmesi var. CIA, FBI, NSA, ordu. Hepsi Palantir kullanıyor.
Şöyle düşünün. Bir insanla ilgili yüzlerce dosya var. Ehliyet kaydı bir çekmecede. Vergi beyannamesi başka bir çekmecede. Telefon kayıtları başka çekmecede. Uçuş bilgileri başka çekmecede. Banka hareketleri başka çekmecede.
Palantir tüm çekmeceleri açıyor. Tüm dosyaları alıyor. Tek bir profil oluşturuyor.
Adresiniz, araçlarınız, arkadaşlarınız, seyahatleriniz, banka hesaplarınız, telefon görüşmeleriniz, konum geçmişiniz, sosyal medya paylaşımlarınız. Hepsi tek bir profilde birleşiyor.
Ama bir sorun var. Bu profilleri okuyacak yeterince insan yok.
Yapay zeka burada devreye giriyor.
2013’te Snowden NSA’nın PRISM programını ifşa etti. ABD hükümeti günde 29 petabayt veri topluyordu. Ama bu verinin sadece %0.025’ini analistler okuyabiliyordu.
Geri kalan %99.975’i çöp oluyordu. Neden? Yeterince insan yok. Bir analist günde birkaç bin mesaj okuyabilir. Yorulur. Dikkatini kaybeder.
Yapay zeka saniyede milyonlarca mesaj okuyor. Yorulmuyor. Uyumuyor.
10 milyon yapay zeka analisti tuttuğunuzu düşünün. Hiçbiri uyumaz. Hiçbiri yorulmaz. Her biri saniyede binlerce mesaj okur.
Analistlerin okuyamadığı %99.975’lik veri artık okunabilir.
Anthropic’in kurucusu Dario Amodei açıkça söyledi: “Güçlü yapay zeka tek başına masum olan dağınık verileri bir araya getirip herhangi bir kişinin hayatının kapsamlı resmini devasa ölçekte çıkarabilir.”
Market alışverişiniz tek başına masum. Koşu rotanız masum. Netflix geçmişiniz masum. Google aramalarınız masum.
Ama yapay zeka hepsini birleştirdiğinde ortaya bir insan çıkıyor. Siyasi görüşü, dini inancı, sağlık durumu, psikolojik profili belli olan bir insan.
Palantir veriyi birleştiriyor. Yapay zeka o veriyi okuyor ve yorumluyor. İkisi bir araya gelince milyarlarca insanın profili çıkıyor.
Teknik olarak şöyle çalışıyor.
En altta veri havuzu var.
Telefon verileri, sosyal medya, banka kayıtları, devlet kayıtları, konum verileri, kamera görüntüleri. Her şey buraya akıyor.
Ortada Palantir var.
Tüm verileri alıp tek bir haritaya dönüştürüyor. Bir kişinin ehliyet kaydı, vergi beyannamesi, telefon numarası, uçuş geçmişi ve sosyal medya hesapları aynı profile bağlanıyor.
En üstte yapay zeka var.
Yapay zeka bu haritayı okuyor. Bir analist soruyor: “Son 6 ayda İran’a seyahat eden ve X kişiyle iletişim kuran herkesi göster.” Yapay zeka haritayı tarıyor, bağlantıları izliyor, sonucu getiriyor.
İşte Pentagon bu teknolojiyi tüm dünyayı gözetlemek için kullanmak istiyor.
Temmuz 2025. Pentagon Claude’u yapan Anthropic’le 200 milyon dolarlık sözleşme imzaladı.
Ocak 2026. Kurallar değişti. Savunma Bakanı Pete Hegseth direktif yayınladı. Tüm yapay zeka sözleşmelerinden kısıtlamalar kalkacak.
Pentagon iki şey istedi.
Birincisi: Kitlesel gözetleme.
İkincisi: İnsan müdahalesi olmadan hedef seçip ateş eden otonom silahlar.
Anthropic reddetti.
Amodei: “Bugünkü yapay zeka modelleri otonom silahlarda kullanılacak kadar güvenilir değil.”
Kitlesel gözetleme: “Temel hakların ihlalidir.”
Pentagon uzlaşma teklif etti.
Amodei onu da reddetti: “Güvencelerin istenildiğinde görmezden gelinmesine izin verecek yasal ifadelerle doluydu.”
Trump tüm devlet kurumlarından Anthropic’i yasakladı. ABD tarihinde ilk kez bir yerli şirket kendi hükümeti tarafından “tedarik zinciri riski” ilan edildi.
Sebebi? Dünyayı gözetlemeyi reddetmek.
Saatler sonra. ChatGPT’yi yapan OpenAI Pentagon’la anlaştı.
OpenAI “kırmızı çizgiler” koyduğunu söyledi.
Ama sözleşmenin dili şöyle: “Kasıtlı olarak gözetleme amacıyla kullanılmayacak.”
“Kasıtlı olarak.”
Eski bir Pentagon yapay zeka yetkilisi açık konuştu: “Bu dil onlara istedikleri her şeyi yapıp sonra ‘kasıtlı değildi’ deme esnekliği veriyor.”
Bu olaylardan sonra:
ChatGPT uygulama silme oranı bir günde %295 arttı. İlk haftada 1.5 milyon ücretli abone kaybedildi.
Claude tarihte ilk kez App Store’da 1 numara oldu.
Sam Altman itiraf etti: “Fırsatçı ve özensiz göründüğünün farkındayım.”
Yani kısaca Pentagon insanların verilerine yapay zeka sayesinde eskisinden çok daha hızlı bir şekilde erişebilir.
Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Kaynak: Penguin X @ThePenguinBTC