ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, görünürde İran’la sınırlı bir çatışma gibi görünse de asıl hedef, petrodolardan saparak Çin ile enerji ve ticaret anlaşmaları yapan Körfez ülkeleri. Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Bahreyn’in altyapısı vuruldu. Strateji, dolardan çıkan müttefikleri cezalandırmak ve Çin’in Kuşak-Yol enerji hatlarını kesmek üzerine kurulu.
ABD İran’ı vurdu. Ama yanan İran değil.
Yanan Suudi Arabistan.
Yanan BAE.
Yanan Katar.
Yanan Kuveyt.
Yanan Bahreyn.
Hepsi ABD’nin müttefiki.
Herkes bu savaşın İran’la olduğunu sanıyor. Ben başka bir şey görüyorum.
ABD’nin kendi müttefikleri ABD’nin savaşında yanıyor.
Ve kimse doğru soruyu sormuyor.
Anlatıyorum…
Petrodolar.
1974 yılında ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile Suudi Arabistan Kralı Faysal bir anlaşma yaptı.
Petrol dünyada sadece dolarla alınıp satılacak. Karşılığında ABD Suudi Arabistan’ı askeri olarak koruyacak.
Bu anlaşma dünyayı 50 yıl boyunca şekillendirdi.
Şöyle düşünün.
Bir mahallede bakkal işletiyorsunuz. Mahallenin en güçlü adamı geldi.
Bir kural koydu: “Bu mahallede herkes sadece benim bastığım kağıtlarla alışveriş yapacak.” Karşılığında dükkanınızı koruyacağım. Kimse size dokunamayacak.
Petrodolar sistemi bu. Dünya petrol almak istiyorsa önce dolar almak zorunda.
Bu sayede her ülke dolar biriktiriyor. ABD istediği kadar borçlanabiliyor. Dünyanın en güçlü ekonomisi 50 yıldır bu sistem sayesinde ayakta.
Ama ya birisi sistemin dışına çıkarsa?
Herkes “ben de çıkayım” der. Sistem çöker.
Saddam Hüseyin 2000 yılında Irak’ın petrol satışlarını dolardan euroya çevirdi.
Dünyaya bir mesaj verdi: “Petrolü dolar dışında da satabilirsiniz.”
Bu mesaj ABD için herhangi bir kitle imha silahından daha tehlikeliydi. Çünkü fikir bulaşıcıdır. Biri yaparsa diğerleri de yapar.
ABD 2003 yılında kitle imha silahları gerekçesiyle Irak’ı işgal etti.
Irak işgal edildikten sonra petrol satışları sessizce dolara geri çevrildi.
Mesaj çok netti: Petrodolardan çıkan yanar.
20 yıl boyunca kimse bu sistemin dışına çıkamadı.
Ta ki 5 ülke birden sistemin dışına çıkana kadar.
2021: İran Çin’le 25 yıllık stratejik anlaşma imzaladı. Petrolünün %90’ını yuan ile satmaya başladı.
2023: Suudi Arabistan Çin’le yuan üzerinden swap anlaşması yaptı. Aramco-Sinopec ödemelerinin %65’ini yuana geçirdi. İlk dijital yuan ile petrol ödemesi yapıldı.
2023: Katar PetroChina ile 27 yıllık LNG anlaşması imzaladı.
2024: BAE ve Suudi Arabistan BRICS’e katıldı.
2024: Bahreyn resmi olarak BRICS’e katılmak için başvuru yaptı.
10 yıl önce petrol ticaretinin neredeyse tamamı dolarla yapılıyordu.
2024’te %20’si dolar dışına kaymıştı.
Şimdi dikkat edin.
İran ABD’nin düşmanı. Onu bir kenara koyun.
Ama diğer dördü?
Suudi Arabistan, Katar, BAE ve Bahreyn.
Bunlar ABD’nin 50 yıllık müttefiki. 50 yıllık askeri koruma altında. ABD silahları kullanıyorlar. Topraklarında ABD üsleri var.
Sessizce dolardan saptılar.
Saddam tek başına saptığında ülkesi işgal edildi.
Şimdi 5 ülke birden sapıyor. Ve 4’ü sizin kendi müttefikiniz.
Ne yapacaksınız?
Suudi Arabistan’ı işgal edemezsiniz.
BAE’yi bombalayamazsınız.
Katar’a operasyon düzenleyemezsiniz.
Bahreyn’i vuramazsınız.
Bunlar ortaklarınız. Trilyon dolarlık silah anlaşmalarınız var.
O zaman ne yaparsınız?
Birinin sizin yerinize vurmasını sağlarsınız.
İSRAİL-ABD VE İRAN SAVAŞI
ABD ve İsrail İran’ı vurdu.
İran karşılık verdi.
Ama dikkat edin. İran kimi vurdu?
Suudi Arabistan: Aramco’nun en büyük tesisi vuruldu. Çin’le swap anlaşması yapan ülke.
BAE: Dubai Havalimanı vuruldu. Veri merkezleri zarar gördü. BRICS’e katılan ülke. Yatırımcılar tedirgin şekilde BAE’den yatırımlarını çekmeye başladı.
Katar: Dünyanın en büyük LNG tesisi Ras Laffan kapandı. Çin’le LNG anlaşması imzalayan ülke.
Kuveyt: Yakıt depoları yandı. Havalimanı vuruldu. Petrol ihracatı durdu. Çin’in Kuşak-Yol projesinde liman inşaatı anlaşması yapan ülke.
Şimdi kendinize şu soruyu sorun.
Asıl zarar gören kim oldu?
Yıllarca zaten yaptırım altında olan İran mı? Yoksa tüm dünya ile işbirliği yapan Körfez ülkeleri mi?
Şimdi işin ilginç tarafına geliyorum.
Venezuela.
ABD Venezuela’ya operasyon düzenledi. Maduro yakalandı.
10 Şubat 2026. Amerikan şirketlerine Venezuela’nın petrol altyapısını tamir etme lisansı verildi.
18 Şubat 2026. Chevron, BP, Shell, Eni ve Repsol şirketleri yetkilendirildi. “Gidin tamir edin” denildi.
28 Şubat 2026. ABD ve İsrail İran’ı vurdu. Ortadoğu’nun petrol altyapıları hasar gördü.
Önce dünyanın en büyük petrol rezervini al. Şirketlerine tamir lisansı ver.
Sonra Ortadoğu’yu yak.
Sıra tesadüf değil.
ABD’nin Ortadoğunun petrolüne ihtiyacı yoktu. Venezuela ile hiç kalmadı.
50 yıl boyunca bu ülkeleri koruyordu. Çünkü petrodoları bu ülkeler koruyordu.
Bu savaşı tek boyutlu görmeyin. Bu savaş aynı anda iki hedefe vuruyor.
Hedef 1: Çin’in Kuşak-Yol projesine zarar vermek. Bağlı olduğu enerji hatlarını kesmek.
Hedef 2: Dolardan sapan müttefiklerin altyapısını yıkmak.
Körfez ülkelerine sorulması gereken soru çok basit:
ABD müttefikiniz ise neden siz yanıyorsunuz?
ABD sizi koruyorsa neden sizin tesisleriniz yanıyor?
Koruma mı bu? Yoksa ceza mı?
Büyük Resim
Formül 26 yıldır değişmedi.
2000: Saddam dolardan saptı.
2003: Irak işgal edildi. Petrol dolara döndü.
2021-2024: 4 Körfez ülkesi dolardan saptı. Çin’e kaydı.
2026: Bölge ateşe verildi.
Saddam düşmandı. Doğrudan girildi.
Müttefiklere doğrudan girilemez. O yüzden İran kışkırtıldı.
İran vuruldu. İran karşılık verdi. Ve karşılık ABD’ye değil ABD’nin müttefiklerine.
Yöntem değişti. Formül değişmedi.
Bu benim şahsi düşüncelerim. Olayları bu şekilde yorumluyorum.
Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Kaynak: Penguin X @ThePenguinBTC