28 Şubat’ı Unutmadık, Unutturmayacağız: Milli İradenin Üzerinde Hiçbir Güç Yoktur

28 Şubat’ı Unutmadık, Unutturmayacağız: Milli İradenin Üzerinde Hiçbir Güç Yoktur
Yayınlama: 28.02.2026
9
A+
A-

Vesayet Gölgesinden Demokrasiye: 28 Şubat’ın Ardından

Türkiye’nin yakın siyasi tarihi, sandıkla gelen iradenin sandık dışı müdahalelerle sınandığı dönemlere tanıklık etti. Bu dönemler, sadece hükümetleri değil; toplumsal hafızayı, hukuk düzenini ve demokrasi kültürünü de derinden etkiledi. 28 Şubat süreci de bu kırılma anlarından biri olarak tarihe geçti.

O günlerde “güvenlik”, “rejimi koruma” ya da “laik düzeni savunma” gibi kavramlar üzerinden yürütülen tartışmalar, aslında temel bir soruyu gölgede bırakmıştı: Milletin iradesi mi üstün, yoksa kendini milletin üzerinde gören bir vesayet anlayışı mı? Demokrasi, yalnızca seçim sandığından ibaret değildir; ancak sandığı anlamsızlaştıran her girişim, demokrasinin özüne yönelmiş bir müdahaledir.

28 Şubat’ta yaşananlar, klasik bir askeri darbe görüntüsünden farklı olsa da sonuçları itibarıyla siyaseti dizayn etmeye yönelik bir müdahale olarak hafızalara kazındı. Seçilmişlerin üzerinde konumlanan bir anlayışın, toplumsal hayatı şekillendirme çabası; eğitimden bürokrasiye, medyadan sivil topluma kadar geniş bir alanda etkisini hissettirdi. Bu süreçte birçok insanın hayatı değişti, kariyerler sona erdi, sosyal kırılmalar derinleşti.

Ancak tarih, vesayet mekanizmalarının kalıcı olmadığını gösterdi. Toplumlar, baskı dönemlerinden geçebilir; fakat demokratik bilinç güçlendikçe bu dönemler sorgulanır, tartışılır ve nihayetinde geride bırakılır. Türkiye’de de yıllar içinde sivil siyaset alanı genişledi, askeri ve bürokratik vesayet tartışmaya açıldı, hukuk devleti ve demokratik meşruiyet kavramları daha güçlü şekilde savunulmaya başlandı.

Bugün gelinen noktada asıl mesele, geçmişin rövanşını almak değil; geçmişten ders çıkararak demokrasiyi daha sağlam temeller üzerine inşa etmektir. Çünkü demokrasi, yalnızca çoğunluğun yönetimi değil; azınlık haklarının, temel özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün de güvencesidir. Vesayete karşı çıkmak kadar, çoğulculuğu ve özgürlükleri korumak da demokratik olgunluğun göstergesidir.

28 Şubat’ın hatırlanması bu nedenle önemlidir. Hatırlamak, öfkeyi diri tutmak için değil; benzer hataların tekrar etmemesi için gereklidir. Demokratik sistemler, krizlerle sınanır; fakat kalıcı olan, milletin iradesi ve hukukun üstünlüğüdür.

Türkiye’nin demokratik yolculuğu inişli çıkışlı olabilir. Ancak güçlü kurumlar, şeffaf yönetim anlayışı ve özgür bireyler olmadan gerçek bir demokrasi inşa edilemez. Geçmişin gölgelerinden çıkmanın yolu, her türlü vesayet anlayışına karşı net bir duruş sergilerken; aynı zamanda hukuku, adaleti ve temel hakları tavizsiz savunmaktan geçer.

Demokrasi, ancak herkes için demokrasi olduğunda anlamlıdır. Ve en büyük güvence, bilinçli bir toplumun hafızasıdır.

28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız.
Çünkü milli iradenin üzerinde hiçbir güç yoktur.

İstanbul Üniversitesi & Tarih - Liberal TR Haber & Editör & Yazar
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

WhatsApp